Hangi Kutuplar Daha Sıcak? Tarihin Soğuk Yüzünden Günümüze Bir Bakış Bir tarihçi olarak geçmişe her baktığımda, buzulların sessizliğinde bile insanlık hikâyesinin yankılarını duyarım. Kuzey ve Güney kutupları yalnızca coğrafi uç noktalar değildir; aynı zamanda dünyanın değişimini gözlemlemek için birer zaman penceresidir. Bugün sıkça sorulan “Hangi kutup daha sıcak?” sorusu, yalnızca termometrelerin cevabını aramak değil; aynı zamanda tarihsel, ekolojik ve toplumsal dönüşümleri anlamak anlamına gelir. Tarihin Buz Tutmuş Sayfaları İnsanlık tarihi boyunca kutuplar gizemin ve keşfin sembolü olmuştur. 16. ve 17. yüzyıllarda Avrupalı kaşifler, “Kuzeybatı Geçidi”ni bulmak için yola çıktığında, aslında bilimin ve merakın sınırlarını da zorladılar. Arktik Okyanusu buzla kaplı…
Yorum BırakCekMobil Mobil Rehberi Yazılar
Haldun Taner Hangi Üniversite Mezunu? Edebiyatın Bilgiyle Buluştuğu Bir Yaşamın İzinde Kelimelerin insan ruhuna dokunan bir tarafı vardır; onları doğru biçimde kullanan her yazar, yalnızca hikayeler anlatmaz, aynı zamanda bir düşünce biçimi inşa eder. Haldun Taner de bu kelime mimarlarından biridir. O, edebiyatı yalnızca sanatın alanında değil, aynı zamanda bilginin, gözlemin ve yaşam deneyiminin harmanlandığı bir düşünsel zemin olarak görmüştür. Bu nedenle “Haldun Taner hangi üniversite mezunu?” sorusu, yüzeyde bir biyografik bilgi gibi görünse de aslında onun edebiyat anlayışını, düşünsel köklerini ve yazın dünyasının derinliğini anlamak açısından son derece değerlidir. Edebiyatın Bilgiyle Buluştuğu Bir Zihin Haldun Taner, eğitimine İstanbul Üniversitesi…
Yorum BırakKendini Kandırmak Ne Anlama Gelir? Gerçeği Görmekten Korkan Kalplerin Hikâyesi Bazı hikâyeler vardır, okurken kendimizi içinde buluruz. Kahramanların hataları bize tanıdık gelir, kararları bizi düşündürür. Bu yazıda sana öyle bir hikâye anlatacağım. Belki kendini bir yerinde bulacaksın, belki de yıllardır bastırdığın bir gerçekle yüzleşeceksin. Çünkü aslında hepimiz bir noktada, belki de en çok kendimizi kandırırız. — Birlikte Başlayan Yol: Arda ve Elif’in Hikâyesi Arda ile Elif’in yolları bir sonbahar sabahı bir kitapçıda kesişti. Arda, mühendislik bakış açısıyla hayatı planlayan, her şeyi adım adım çözen bir adamdı. Elif ise insanları anlayan, ilişkilerde sezgilerine güvenen bir kadındı. Birlikte olduklarında birbirlerini tamamladıklarını sanıyorlardı.…
8 YorumAdalet Bakan Yardımcısı Ramazan Can Nereli? Bir Psikolojik Mercekten Bakış Giriş: İnsan Davranışlarının Derinliklerine Yolculuk İnsan doğasını çözümlemek, bizi sadece bir birey olarak değil, toplumun bir parçası olarak anlamamıza yardımcı olur. Psikoloji, dış dünyada gördüğümüz her hareketin, iç dünyamızda bir yansıması olduğunu savunur. İnsanın, duygusal, bilişsel ve sosyal yapısı arasındaki dengeyi anlamak, bizi hem kendi davranışlarımızı hem de başkalarının davranışlarını daha derinden incelemeye yönlendirir. Peki, Adalet Bakan Yardımcısı Ramazan Can’ın doğum yeri hakkında sorulan soru, psikolojik açıdan neyi anlatıyor? Hangi içsel süreçleri tetikliyor? Adalet Bakan Yardımcısı Ramazan Can, sadece bir kamu görevlisi ya da yönetici olarak değil, aynı zamanda toplumun…
6 YorumÖğrenilmiş Çaresizlik Nedir ve Örnekleri? Tarihin Aynasında İnsan Ruhunun Kırılma Noktaları Bir tarihçi olarak geçmişi incelerken, sadece olayların ardındaki siyasi ve ekonomik dinamikleri değil, aynı zamanda toplumların ruh halini de anlamaya çalışırım. Zamanın akışı içinde, bireylerin ve toplulukların yaşadığı çaresizlik anları, bazen bir dönemi şekillendiren en belirleyici güç olmuştur. İşte bu noktada karşımıza çıkan kavram, “öğrenilmiş çaresizlik”, yalnızca psikolojik bir terim değil; insanlığın ortak hafızasında yankılanan bir olgudur. Öğrenilmiş Çaresizlik Nedir? Öğrenilmiş çaresizlik, bireyin tekrar eden başarısızlıklar sonucunda, artık çaba göstermenin faydasız olduğuna inanması durumudur. Psikolog Martin Seligman tarafından 1960’larda yapılan deneylerle tanımlanan bu kavram, köpeklerin kaçamayacaklarını düşündükleri elektrik şoklarına…
6 YorumYol Gösterici Kime Denir? Edebiyatın Işığında Rehberlik Kavramı Edebiyatın derin labirentlerinde, kelimeler birer pusula gibidir. Her biri, okuyucunun iç dünyasında yeni kapılar aralar; bazen bir cümle, bir karakterin iç sesiyle yolumuzu aydınlatır. Yol gösterici kavramı da bu anlamda yalnızca yön tayin eden bir figür değil, bilincin, sezginin ve insan olmanın derin katmanlarını aydınlatan bir varlıktır. Peki, edebiyatta “yol gösterici” kime denir? Kelimelerin Kılavuzluğu: Anlatının Gizli Rehberleri Bir edebiyatçı için kelimeler yalnızca araç değildir; onlar birer rehberdir. Kelimelerin gücü, insanın kendi karanlığıyla yüzleşmesini, anlamı arayışını yönlendirir. Homeros’un Odysseia’sında Athena’nın, Odysseus’a yol gösteren bilgelik tanrıçası olarak belirmesi; Dante’nin İlahi Komedya’sında Vergilius’un rehberliği;…
6 YorumWhatsApp’ta Sohbet Gizleme Nasıl Yapılır? Geçmişten Bugüne Gizliliğin Evrimi Bir Tarihçinin Gözüyle: Gizliliğin ve Gücün Peşinden Tarihi anlamaya çalışırken, en çok üzerinde düşündüğüm şeylerden biri, insanların geçmişteki güç ilişkilerini nasıl denetlediği ve gizliliklerini nasıl koruduğudur. Antik Roma’dan Orta Çağ’a kadar, bilgiler genellikle sadece azınlıkların erişebileceği bir kaynağa dönüşürken, bu günümüzde de pek farklı değil. Bugün, telefonlarımıza kaydedilen her sohbet, paylaştığımız her anı temsil ederken, gizliliğin korunması, özellikle dijital çağda, çok daha farklı bir noktaya taşınmıştır. WhatsApp gibi platformlar, geçmişin gizlilik anlayışlarını dijital ortama taşıyan araçlardan sadece biridir. Ancak geçmişle paralellik kurduğumuzda, gizliliğin korunması her zaman farklı bir anlam taşımıştı. Şimdi…
8 YorumKandil Simidine Yumurta Konur mu? Geleneğin Sırrını ve Lezzetin Bilimini Keşfediyoruz Gelenekle Başlayan Bir Hikâye Bazı kokular vardır ya, çocukluğumuzun en tatlı anılarını bir anda gözlerimizin önüne getirir… Fırından yeni çıkmış, susam kokusu etrafa yayılmış kandil simidi tam da onlardan biridir. Özellikle mübarek gecelerde mahalle fırınlarının önünde uzayan kuyruklar, eve yayılan mis gibi tereyağı ve mahlepli hamur kokusu hepimizin hafızasında özel bir yer edinmiştir. Fakat bu geleneksel lezzetin tarifinde küçük ama önemli bir detay vardır ki yıllardır mutfaklarda süregelen bir tartışmanın da sebebidir: Kandil simidine yumurta konur mu, konmaz mı? Geleneksel Tarifin Kökenlerine Yolculuk Kandil simidi Osmanlı mutfağından günümüze ulaşan,…
8 YorumSıralı ve Bağlı Cümle Ne Demek? Antropolojik Bir Perspektiften İnceleme Kültürlerin Çeşitliliğini Merak Eden Bir Antropoloğun Girişi Her toplum, kendi dilini sadece iletişim aracı olarak kullanmaz, aynı zamanda o toplumun kültürel yapısını, değerlerini ve dünya görüşünü şekillendirir. Dil, bir kültürün ritüellerini, sembollerini, topluluk yapılarının nasıl işlediğini ve kimliklerin nasıl inşa edildiğini anlamak için en güçlü araçlardan biridir. Bir antropolog olarak, dilin yapısal boyutlarını anlamak, toplumların nasıl düşünüp, ifade ettiklerini ve dünya ile nasıl ilişkiler kurduklarını anlamama yardımcı olur. Bugün, “sıralı ve bağlı cümle” kavramlarını antropolojik bir perspektiften ele alarak, kültürel farklılıkların dil üzerindeki yansımalarını inceleyeceğiz. Sıralı ve bağlı cümleler, dilin…
6 YorumOftalmolojist Ne Demek? Gözün Işığından İnsanlığın Yolculuğuna Bir Bakış Bir Tarihçinin Gözünden: Işığı Görmenin Hikâyesi Bir tarihçi olarak geçmişe her baktığımda, insanların dünyayı anlamaya çalıştığı en derin yolların gözle başladığını fark ederim. Çünkü göz, yalnızca görmenin değil, anlamanın da kapısıdır. Oftalmoloji, bu kapının ardındaki sırları çözmeye adanmış bir bilimin adıdır. “Oftalmolojist” dediğimizde ise, insanlığın binlerce yıllık “görme” serüvenini bilimsel bilgiyle buluşturan kişiden söz ederiz. Bu kelime, tıbbın yalnızca bir dalını değil, insanın evrenle kurduğu kadim bağın bir simgesini de taşır. Oftalmolojist, göz hastalıklarını inceleyen, teşhis ve tedavi eden tıp doktorudur. Ancak tarih boyunca bu unvanın arkasında, bilimin ilerleyişiyle şekillenen bir…
8 Yorum