İçeriğe geç

Bilge olmak nedir ?

Bilge Olmak Nedir?

Ankara’nın sakin bir sabahında, çayın buharı gözümün önünde dans ederken aklıma geldi: Bilge olmak nedir? Bilgelik, aslında yaşanmışlıklarla şekillenen, deneyimlerin, gözlemlerin ve zamanın içinde olgunlaşan bir kavram. Hem derin bir kavrayış, hem de içsel bir denge gerektiren bir yolculuk. Bu yazıda, bilgelik kavramına dair düşüncelerimi, yaşadığım bazı anılarla ve etrafımdan duyduklarımlarla harmanlayarak anlatmaya çalışacağım.

Çocuklukta Bilgelik Arayışı

Çocukken ne kadar bilge olabileceğimi hiç sorgulamadım. Her şeyin yanıtı vardı, her soru kolayca çözülüyordu. O zamanlar dünyamı sadece okulda öğrendiğim bilgiler ve annemin öğütleri oluşturuyordu. Ancak büyüdükçe, içimde bir boşluk oluştu. “Bilgiyi” daha derinlemesine anlamak istedim. Bir gün, yaz tatilinde mahalledeki çocuklarla sokakta oynarken, biri bana çok basit bir soru sormuştu: “Büyükler neden her zaman doğruyu söyler?”

O an, küçük bir çocuk olarak o kadar şaşırmıştım ki. “Büyükler her zaman doğruyu söylemez,” demiştim. Oysa şimdi düşünüyorum da, belki de cevabımda bir parça bilgelik vardı. Gerçek bilgelik, doğruyu söylemenin ötesinde, doğruluğu sorgulayabilmeyi öğrenmektir.

İş Hayatında Bilgelik Arayışı

Üniversiteden sonra ekonomi okumuş biri olarak, verilerle iç içe bir iş hayatım oldu. Sayılar, grafikleri, analizleri seviyorum; ancak bir noktada fark ettim ki, işlerimi sadece verilerle değil, aynı zamanda sezgilerimle de yönetiyorum. Bilge olmak, sadece elindeki veriyi analiz etmekle kalmıyor, aynı zamanda o verinin neyi anlatmaya çalıştığını da anlamayı gerektiriyor.

Bir gün, işyerimdeki bir proje toplantısında, çok tecrübeli bir yöneticiyle birlikteydik. Herkes bir öneri sundu, sayılarla donatılmış sunumlar yapıldı. O sırada yönetici, sadece birkaç kelimeyle durumu öyle güzel özetledi ki, herkes sustu. Söylediği şey basit bir soruydı: “Peki ya insanlar ne düşünüyor?” O an fark ettim ki, verilerle beraber insan hikayeleri de önemli. Bizler sadece sayıları değil, hikayeleri ve duyguları da okumalıyız. Bu, iş dünyasında bir anlamda bilgelik kazanmak demekti.

Bilgelik ve Zaman

Verilerin gücünü her zaman takdir ettim, ama zamanla şunu öğrendim: Zaman, bilgelik için en büyük öğretmendir. Yaşamın içinde karşılaştığımız her zorluk, her başarı, her kayıp, bir nevi bilgelik dersi verir. İnsanlar çok fazla başarıya odaklanıyor ama ben kayıplardan çok şey öğrendiğimi fark ettim. Bir kaybın ardından gelen anlık acı, bazen hayatın bize verdiği en önemli ders olabilir. İstatistiksel verilerin ötesinde, deneyimlerin her biri insanı bir adım daha ileriye taşır.

Mesela, bir projede başarısız olduğumda, analizlere baktım ve “neden” sorusunu sordum. Ama aslında sorulması gereken başka bir soru vardı: “Bu başarısızlıktan nasıl ders alabilirim?” İşte o an, verilerin ötesinde bir bilgelik geldi. Başarısızlık, hem bir öğretmen hem de bir fırsattı. İnsanlar, sadece başarıda değil, aynı zamanda kayıplarında da büyürler.

Bilge Olmak: Gerçek Hayattan Hikâyeler

Bir gün, annemle pazara giderken, yaşlı bir kadının tezgahında alışveriş yapmaya başladık. Yaşlı kadının konuşmalarından, hayatına dair çok şey öğrendim. Bir yandan pazarlık yaparken bir yandan da ona hayatındaki zorluklardan, kazançlardan, kayıplardan bahsederken gözlerindeki derinlikleri fark ettim. O kadının sadece aldığı parayı değil, söyledikleriyle bir ömürlük dersler verdiğini fark ettim. Herkesin hayatında bir bilgelik kaynağı var; bazen bu, yaşlı bir kadından, bazen de iş yerindeki bir arkadaşından gelebilir.

Bu noktada bilgelik, sadece yaşa veya eğitime dayalı bir kavram değil. İnsanların deneyimlerinden öğrendikleri, ne kadar derinlemesine düşündükleriyle alakalı bir şey. Yani bilge olmak, bir bakıma, yaşamı derinlemesine inceleyebilme yeteneğidir.

Sonuç: Bilgelik, Yaşadıklarımızın Bütünüdür

Bilge olmak, belirli bir yaşa gelmek veya çok sayıda kitap okumakla ilgili değil. Hayatı anlamak, geçmişi ve geleceği birleştirip, her durumda doğru bir karar verebilmekle ilgili bir şey. İnsanlar ne kadar bilgiye sahip olurlarsa olsunlar, duygusal zekâ, empati ve sezgi de bir o kadar önemli. Her anı, her küçük detayı fark edebilmek; başarısızlıkları, kayıpları ve başarıları aynı derecede kabul edebilmek, aslında bilgelik arayışının ta kendisidir.

Bu yazıyı yazarken, verilerle örülü bir dünyada yaşadığımızı unutmadan, insan olmanın ve yaşamın derinliğini anlamaya çalıştım. Sonuçta, bilge olmak, her birimizin yaşadığı hayatın toplamından başka bir şey değildir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betexper güncel giriş